MeoEdebiyat - Kısa Öyküler Blog
MeoEdebiyat - Kısa Öyküler Blog Pic.Source: "not tomorrow" by NanFe @deviantart.com

MikroÖykü - Kayıp Defter

 

  Hep uyumak isteyen bir hüzün aniden uyandığında, geriye terör, geriye delilik ve savaş kalır. Eda ve Can için de öyle olmuştu. Binlercesine olduğu gibi.. Bir seyre çıkmışlar ve kaybolmuşlardı kendi gençliklerinin dalgalı okyanuslarında. Kendi acemi kaptanlıklarında!

  Yalnızlığın seyir defteri, 1. gün:

  "Henüz gideli birkaç saat oldu, tamamen gideli. Bilmiyorum, uykum var." Aynen böyle yazmıştı Eda, herkesten sakladığı o karanlık sayfalara. Birlikte büyüdükleri o çocuk daha yeni çekip gitmişti. Hiç dönmemek üzere. Bildiği tüm çarelerin uzağında ani, beklenmeyen, unutulmayacak, yaşanmayacak, yaşamdan koparacak bir travmaydı bu. "..Ölmek istiyorum.." yazıyordu ellerinin titrediği, gözlerinin yaşlarının yağmurunda körleştiği dakikalarda. 

  Yalnızlığın seyir defteri, 43. gün:

  "Ne kadar da salakmışım, yoksa kaçıracaktım bu güzel günleri." Aynen böyle yazmıştı Eda, herkesten saklamaya artık gerek duymadığı bu yeni umut dolu sayfalara. Çoktan yaşamın hızlı geçişlerinde yeni yaşamını kurmuştu bile. Yeniden müziklere, yeniden filmlere-dizilere kendini adamış. Anlamlarını yeniden yazarak yüzüne gülümseyebileceğini birini bulmuştu bile.

  Yalnızlığın seyir defteri, 100. gün:

  Gecenin ilerleyen saatlerinde, tüm bedeni ateşler içinde uyandı Eda, herkesten sakladığı o gizli kabusları yine geri gelmişti. Son birkaç haftadır her gece her gece benzeri kabuslara uyanıyordu. Anlam veremese ve çok korksa bile aynı türde bir saçma hikayeydi bu. Gözlerinin önünde karanlık bir gölge-kendi gölgesi-kendini tavana iliştirilmiş bir demir çıkıntısına asıyordu hiç tanımadığı bir yerde. Her seferinde..

  Yalnızlığı seyir defteri, 150. gün:

  "Yolda yürürken gördüm bugün onu uzaktan, hızla geçtim yanından. Sanırım bir şeyler söyledi. Hiç duymadım, arkamdan bağırdığını fark etmeyecek kadar hızlı yürüdüm. Duymazlıktan geldim, en doğrusu buydu." Böyle yazacaktı defterin ortalarında bir yerde.

  Yalnızlığın seyir defteri, 200. gün:

  Birkaç gün sonra bu defter ateşte yanmak üzereydi. Eda'nın rüyasında annesinin ölümünün şokundan daha çıkmadan defterini yatağının altında bulduğunu, bu kadar detaya dayanamayıp ateşe attığını gördü. Kayıp neslin bir kayıp hikayesi daha sora ermişti. Rüyasında; Can onunla ilk kez konuştuğu yerde-bir inşaat halinde binada-kendini asıyordu ve aynı anda bunu izlerken Eda da atlıyordu tuğla kırıklarıyla örülü pencere boşluklarından. Yere değmeden uyanmış, bir daha o kabusu görmemiş, bir daha not tutmamıştı Eda. Can'ın da birkaç gün içinde aynı kabusla uyanacağı gibi..

-Seyir Defterinin Sonu-

Yaşam böylesi kayıp defterle doluydu hep. Doğru cümleleri, doğru sözlerle birleştiremeyen yanlış eğitilmiş, doğru hayalleri olan ve yanlış sessizliklere gömülen çocukların silik öykülerini kusuyordu hüzünlerimiz! Gerçekten mutlu olmayı fazla isteyişimizin kalıcı hasarıydı bu. Mutluluğun içinde kavgaları, özlemleri, yalanları, hataları ve insana duyulan inançları eklemeyen her bencil yürek paramparça oluyor. Çoğu da tekrar bir araya gelemiyordu. Bir tetikleyici problemle ölüyordu ağaçlar. Sanıyorlardı ki ormanın çok da umurunda.

En içten yazar bile üç paragrafta gömebiliyordu en zorlu aşk öykülerini, siz bir sonraki Eda-Can olmak için niye bu kadar zorluyorsunuz ki? Sorun kendinize.. Son kez sorun ve ilk kez doğru olanın genellikle yanlış zannettikleriniz olduğunu unutmayın, olması gerekenleri yapın. Olmak zorundaysa çok zorlamayın. Sayın Stevens'ın da dediği gibi Vahşi Bir Dünya var dışarıda. En içten defterlerinizi önce siz yakın, kayıp bir defter, kayıp bir nesilden çok daha yeğdir.

Defterler yeniden yazılabilir, kaderler sadece bir-saçma-kez! O yüzden denemek gerek, gerekirse binlerce kez..

Meo - 2016
MeoEdebiyat Kısa Öyküler Blog
'Mehmet Şentürk

Son DüzenlenmePazartesi, 05 Aralık 2016 17:48
(2 oy)
Okunma 954 defa

Yorum Ekle

Değerli yorumlarınızı ve görüşlerinizi aşağıda ekleyebilirsiniz. Yalnızca * (yıldız) ile belirtilmiş alanlar gereklidir.