MeoEdebiyat - Denemeler Blog
MeoEdebiyat - Denemeler Blog Pic.Source: "Cat Night" by Morbidiamorthel @deviantart.com

MeoDeneme - Kediler Kadar Özgür

Öne Çıkan

  Kediler kadar özgürüz sanıyoruz yaşamda, kediler kadar hapsolmuşken sevilmeye dair evcil tutkularımıza; bitmiyor narinliğimiz ve kırılganlığımız, öte yandan ne kadar sevilirsek sevilelim hala kanatabiliyor sevdiklerimizi öfkeyle parıldayan tırnaklarımız.. Yaşamımız ve kedilerimiz ne kadar da benzer oysa, onlar kadar muhtacız sevilmeye, onlar kadar direniyoruz evcilleşmeye!

  Özgürlüğümüzü, yaşamımızı ve düşüncelerimizi binlerce canlı türüne yansıtmakta çok başarılı olduğumuz kesin. Yüzlerce yıldır dostlarımız olan birçok hayvanda dostluk, sevecenlik, saldırganlık ve evcillik ekseninde çeşitli duygusal bağlar kuruyoruz. Örneğin, martılarla kendimi bırakıyoruz maviliklere, ava çıkıyoruz hiç görmediğimiz vahşi ormanlarda-ormanın krallarıyla-, avlanıyoruz en savunmasız yanlarımızla aşklarımızda ve özgürüz bazen birçok hayvan gibi. Özellikle de kedi..

  Kedilerin bizimle bu kadar çıkar ilişkisinde sahte-evcilleşmesi bizi özgür kılıyor yaşama karşı. Doğayı hapsetmeyi seviyoruz dört duvarlarımızın arasına, çünkü özlüyoruz yeşili, doğayı ve ormanların kokusunu akıllarımızda süregelen kodlarda. Sevdiğimiz her güzelliği olduğu gibi kedileri de özgür kılıyoruz sanıyoruz mama kaplarının kenarlarında. Onların yarı-doğal insan yaşamları içinde çok özgür olduklarından dem vuruyoruz zaman zaman hatta. Farkında olmadığımız noktalar da var, hala tüm kedilerin ne kadar vahşi olabileceği gibi. Bizler kadar özgür olduğunu düşündüğümüz bu insan eliyle evrimleşen avcıların ne kadar saldırgan ne kadar söz dinlemez ve ne kadar vahşi olduğunu gözlemleyebiliyoruz, nadir de olsa.

  Bizler de kediler gibiyiz aslında; vahşi olacak kadar özgür, bencil, saldırgan ve inatçı olmanın yanı sıra, kendi mutlu ve tembel hayatta kalışımızı kurgulamak adına sevgiden besleniyoruz yaşamlarımızda. Mutlu edildiğimiz kadar uysallaşıyor, yaşamda ve ruhsal dengemizde doyumsuzluk yaşadıkça kontrolden çıkıyoruz mesela. Hiç vazgeçmiyoruz evcilleşmekten, hiç de vazgeçmeyeceğiz ava çıkmaktan doğal hırsımızla! Dünyanın en tatlı kedisi görüntülerimizin altında, ilk yakaladığı avın kemiklerini kırarcasına besleniyoruz aşkla; şoke edici bir kontrol kaybı aslında. Tek eksiğimiz bize özgürlük sunabilecek kadar doğallık ve yalnızlık, biraz da evcilliğimize saldırı! Bu fırsatlardan herhangi birini bulduğumuz anda değişiyoruz, kendimizi tanıyamayacağımız bir içgüdüsel tepkimede şekilleniyoruz, tanıyamıyoruz bile kendimizi böyle zamanlarda. Gerçek hayatımızda özellikle de aşka duyduğumuz o aşkta..

  Bu nedenle, hepimiz bir kedi kadar evcil, bir kedi kadar sakin, bir kedi kadar saldırgan, bir kedi kadar özgür olabilirken başka başka tepkiler verebiliyoruz çevremizdeki yapay yaşam ortamlarına. Mükemmel bir uyumda.. Özetle, kediler nasıl evrimleşiyorsa insan doğasının yapaylığında, insanlar da kendi evcillikleriyle vahşi yanlarını gizleyip yaşıyor özgürlüğünü kısıtlı bir anlamda; fırsat kollayarak ilk anda saldırıya geçiyoruz iki tür de içgüdüsel anlamda!

Meo - 2016
MeoEdebiyat Denemeler Blog
'Mehmet Şentürk

Son DüzenlenmePazartesi, 13 Haziran 2016 00:49
(3 oy)
Okunma 427 defa
Yorum ve görüşleriniz değerlidir. Facebook hesabınız ile yorum yapabilirsiniz.

Yorum Ekle

Değerli yorumlarınızı ve görüşlerinizi aşağıda ekleyebilirsiniz. Yalnızca * (yıldız) ile belirtilmiş alanlar gereklidir.

Giriş Yap

Sosyal medya hesaplarınız ile kolayca üye olabilir ve giriş yapabilirsiniz.
hesap oluştur