MeoEdebiyat - Kısa Öykü Blogu
MeoEdebiyat - Kısa Öykü Blogu Pic. Source: "Bad News" by Alzbetta @Deviantart.com

MeoÖykü - Kötü Başlangıçlar

  İlk aşkının bitişi, yıkılışı üzerinden neredeyse bir sene geçmişti. Artık yaraların sarılması gerektiği, geçmişin tozlu hislerinin kabuk bağladığı ve yüreğinde yaşama karşı beslediği öfkenin aslında onu yaşamda tutan gücün ta kendisi olduğunu öğreniyordu yavaş yavaş. Aklının ortasına yığılmış kalmıştı ruhu, "Artık değil," diyebildi fısıltıyla aynada kendine bakarken Emre. Bu minik fısıltı bile yeni yollar çizmek için önüne kaderinin haritasını koyduğu anlamındaydı. Hızla giyindi ve evden çıktı, kalabalık sokaklarda kulağında başka müzikler başka hisler veriyordu artık.

  Okuluna döndü, derslerine, kitaplara, kuramlara, sınavlara.. Tüm bu hengamenin ve fotokopi kokulu, saman kağıdına yazılı düşüncelerin içinde canlı bir yeşil renge sahip bir çift göze ilişiyordu bakışları zaman zaman. "Acaba?" bu soru her rastlaşmada, her merhabalaşmada bir kez daha ve daha yüksek bir sesle aklının ortasından geçiyordu. Nedense bedeni, davranışları ve duruşu yeniden kendini yazıyor gibiydi. Gençliğini verdiği o kutsal aşk yerine, geride kalan ve çöl zannettiği bu hüznün arasında bir başka vahaya denk gelmiş gibiydi. Birkaç blok ders boyunca saçlarının dalgasında esen rüzgarla yüzünde tebessümler, hayaller, düşler ve mutluluğa dair yeni bir inanç belirmişti. Hele o dersin bitimine doğru elini kaldırıp karşısındaki kariyerli Profesör'ün karşısında birkaç edebi ve akademik anti-tez sunarken gözünün kendisine gülümseyen o genç kıza iliştiği anda yüreğinde yine bir patlama olmuştu. O anda kararını vermişti hatta, konuşma bittiğinde yanındaki can dostuna eğilim, "Oğlum şu kız var ya hani bu sene sınıfa gelen, ne dersin gidip konuşsam mı?" diyebilmişti bile. Sınıftaki uğultular, kahkahalar eşliğinde ders biterken kendisiyle dalga geçeceğinden emin olduğu beş altı kişilik gruba rağmen yerinden doğruldu, arkadaşlarının arasından sıyrıldı ve Fakülte bahçedesindeki yarım ay şeklindeki banklarda bahar çiçeği gibi yüzüyle kendisine bakan kıza yaklaştı, "Selam," diyebildi sadece. Sadece bir basit selam. Yine de ardından gelen onlarca cümlede bir ilahi melodi çalmaya başlamıştı, dersler anlatılıyor, karşısındaki kızlar birbirlerine anlamlı anlamlı gülümsüyor ve ortada kocaman bir saflık kol geziyordu. 

  Birkaç gün sonra artık Emre kararını vermiş 'açılmak' denilen eylemi aklında tuttuğu o aşk barajının kapaklarını açarak gerçekleştirecekti. Bir başka ders gününün öğlen arasında, "Benimle Gölet'e gelir misin? Biraz yürüyüşe çıkarız.." önerisini sunduğunda utançtan kızarak bir çift elmacık kemiği vardı. Artık ortada mutuluktan kıkırdayan bir çift kız ve onların karşısında küçülen bir Emre vardı. Birkaç ders daha geçtikten sonra, birlikte bahçeye indikten sonra dört beş dakika sürecek bir yürüyüş yapmaları gerekecekti. Elbette başbaşa..

"Eee," ile başlayan tatlı cümleler vardı ortada. "Şey.." diye uzatılan ifadeler. İki kişinin arasında iki kişinin de bilgiği ama kimsenin dile getirmediği ifadeler yarışa kalkacak atlar gibi padokta arzı endam ediyordu. Birkaç dakikalık yürüyüş sonrasında, henüz yeni kullanmaya başladığı cep telefonu, yirmi birinci yüzyılın ilk teknolojik lanetini üzerine salmak üzere iki kesik bip sesiyle Emre'nin utangaç cümlelerini kesmişti, şaşkınlık ve acemilikle eline telefonu alıp gelen kısa mesajı okumuş ve olduğu yere çakılıp kalmıştı. "N'oldu Emre?" sorusunu duyduğunda kolundan tutmuş bir kadın olduğu fark edip kendine geldi. Sakinde kaldırıma çöktü ve "Bir saniye, yok bir şey, bir arkadaşımın başına bir şey gelmiş de onun haberi geldi" diyebildi.

O yeni gelen kısacık mesajda uzun bir hikaye vardı oysa ki, bir yıldan uzun bir süre önce ayrıldığı, ayrı kaldığı ve hiç haber alamadığı ilk aşkıydı mesajı gönderen: "Umarım çok uzun ve mutlu bir ömür yaşarsın. Kendine dikkat et!" yazıyordu mesajda. Zaman ve mekanın üzerinde kutsal bir alın yazısına dair bir mesajdı bu, uzun ve mutsuz geçen zamanların sonunda ilk kez mutuluğa adım atarken gelen kısacık ama anlamlı bir mesaj.. Emre kendine geldiğinde, yanında omzuna başını koymuş, "İyisin değil mi?" diye kendisi teselli eden bir çift göz vardı, "İyiyim canım, sağ ol." dedi. Hiç iyi olamayacağını bile bile.

Meo - 2016
MeoEdebiyat Kısa Öyküler Blogu
'Mehmet Şentürk

Son DüzenlenmeCuma, 03 Mart 2017 23:27
(1 Oyla)
Okunma 970 defa
Yorum ve görüşleriniz değerlidir. Facebook hesabınız ile yorum yapabilirsiniz.

Giriş Yap

Sosyal medya hesaplarınız ile kolayca üye olabilir ve giriş yapabilirsiniz.
hesap oluştur