MeoEdebiyat - Denemeler Blogu
MeoEdebiyat - Denemeler Blogu Pic. Source: "Writer Your Story" by Dreamwit95 @Deviantart.com

MeoDeneme - Aşk Topladım Çöpten

Ali Atay - Yalan

Bir gece seni düşünürken aslında seni kaybettikçe nasıl seni parça parça kendimde bulduğumu fark ettim. Hiç düşünmeden seni kendime kaydediyor ve sonra yine hiç farkında olmadan seni tamamlıyordum gözlerimde. İşin en trajik yanı bunu beni sevmediğini bilerek yapıyordum, peki ya neden? İşte bu sorunu çözmek için 50 tane kelime yazdım seni düşündüğümde ilk aklıma gelen ve bunları çöpe attım. Şimdi tek yapmam gereken bunları toplayıp her biri için bir itiraf yazıp, en azından kendimdeki seni ince ince aklımdan kazımak olacak. Elbette sana değer verdiğim için, senden çok da kendime.. 

  1. Gülümseme

Neden kandırır beni bilmiyorum, çok hüzünlü bir lanet etme yöntemin vardı hayata karşı. Mükemmel gülümsüyordun. Hep sessizce dinler saçma sapan öykülerimi ve gülümserdin ya artık inanmak istemeyişinden ya da hikayelerimi çok iyi bilişinden. Ne olursa olsun çok güzel gülümsüyordu yüzün, bir yabancı değil; binlerce yıldır eksik gelmiş insancıl DNA'mdaki o gizemli bütünleyicilerdi yüzün. İtiraf etmeliyim, gülmen yerine gülümseni hep daha çok sevdim. Ağlayabildiğini göresiye kadar! O gün vaz geçtim artık seni gülümsetmekten, sonuçta ağlatabileceğimi de fark edip! O gün vaz geçtim tüm seni içeren olasılık benzeri gereksiz vakit kayıplarından.

  1. Özümseme

İnkar etmenin anlamı yoktu, o kadar kendimden biliyordum ki seni bir süre sonra yalnızlığım sende de aynı olacak sandım. Bir anda tüm hatalarına lanet edercesine insanların seni hatasızca sevebileceğimi zannettim. Senin kaderini özümsedim. Yanlış yola girdiğimi farketmem için sadece saniyeler yeterliydi, kimse sen değildi ve asla seni bulamayacak, sen gibi olamayacaktım. Ben mutsuzdum, sen sadece huzursuz; sen huzur arıyordun, ben ya çok mutlu olursam diye huzurla yalnızlığa gömülüyordum. Ki ölüverdim karanlık bir nefeste. Basit, kısa, derin bir ürperti ile. Zor olmadı kusmak tüm içimdeki iyi niyetleri. 'Boş ver geçti artık' deyiverdim.

  1. Empati

Sevginin en büyük laneti buymuş, herkesi sevebiliyor olacak kadar aptal olmak. Bana kim öğretti bilmiyorum ne zaman mutluluk birinin ihtiyacı olsa üzerine titredim. Aynıyız zannettim tüm insanlar halinde. Aynı gemideyiz farz ettim. Seni hissettim gereksiz yere, senin yerine senin olmaman gerektiği kadar seni sevdim. Olmayacak kadar kolay bir şekilde senin de başkasını sevmek için kendini unutabileceğini hiç ama hiç düşünmedim. Yani ortada iki kişi olması gerekirken ben sadece seni senin yüzünden seninle ve sebepsiz sevdim. Empati kadar sempatiyi kurcalayıp kendimi tükettim. Saçmalıkmış, afedersin.

  1. Güzellik

Sen aslında çok güzelsin. Hiç söyleyememiştim.

  1. Nefret

Nefretine kapılıp sevdanın düş kırıklarında yürürken kan görmekten bayıldım bir gün. İlk hatırladığım senin yüzündü. Hiç unutmadım. İşte ben asıl bundan nefret ettim. Yoksa sen herhangi biriydin, ben bir kişi dahi olmayacak kadar çok üzülmüştüm, özeti bu.

  1. Yansıtma

Ben zaten kendimle konuşur gibi konuşuyorum ya insanlarla. İşte bunun adı yansıtma. Sanıyorum ki herkes beni dinleyince ben gibi olacak, egolarımdan musmutlu güvenli dünya kuracağım da herkes eşit olacak sanıyorum. Seni gördükçe aklımda işte o devasa his, duvarlarımda bakışlarının mermi kovanı izleri ve tertemiz duygularımdan kalan damlalar var, hala.

  1. Yalnızlık

Kim yalnızlığı nasıl tanımlar hiç bilmem. Ben sana söyleyeyim: senin adını sayıklayan binlercehis içinde benim ağzımda hep makul cümleler geveleniyor ya; ben hiç bu kadar yalnız kaldığım hissine kapılmadım!

  1. Eşdeğer

Eşdeğerli olmadıkça ne kadar göreceliymiş duygular. Birinde binlerce isyan, birinde sadece acıma. Benim sevgimin eşdeğeri senin dünyanda acıma olabilir, anca be anca.

  1. Saf

Safız kardeşim, konu bencillikse saf su katılmamış pisliklerden ibaretiz. Zehir dokuyoruz her dokunduğumuz lanet olasıca hayal kırıklığından arta kalanlarla ve susuyoruz. Hiç olmadı safa yatıyoruz mesela, dem vuruyoruz hiç hatırlamadığımız zamanlardaki duygularımızdan! Ben en saf hatamı senin için yaptım ya seni severek, ha işte bu utanç da epey yeter bana. Epeyce...

  1. Arayış

Hiç aramıyorum dediğim zamanlarda insanlara araYAmıyorum demek ne zor. Ne zor mesela unutmak hiç olmadık zamanlarda esip duran tatlı  rüyaların arasında. Seni arardım ben çok daha fazla ama sanırım bulmaktan korktum seni.. Korktuğum gibi bulduğum da sonunda.

  1. Sessizlik

Seni sevmek ne büyük sessizlik. Sağır edercesine umutlarımı. .

  1. İmkansızlık

Bilmek en kolayıymış, zoru deneyince başardım. Kaybetmek mesela seni olmayacak planlarda, uğraş gerektiren yaralarım var ya işte onların reçetesinde artık adın geçmiyor, durma kutla. İmkansız diye bir şey yok da imkansızlık düşman başına.

  1. İnkar

İnkar etmek en sevdiğim yöntem. Ama başkasının inkarında yaralı bir anı olmak da be hoşmuş be. Başka hatalarından ders alırken içinde benim olmayışım mesela, içinde senin adınla benim adım geçen bir cümleden çok daha anlamlı hatta! O kadar da inkar ettim salaklıklarımı uzunca bir zaman sonra, teşekkürler.

  1. Doğrusallık

O kadar alışmış ki insanlar kısacık münasebetleri uzatmaya, ömür sadece boktan birkaç cümle sonundaki nokta hemen ardından gelen öznenin hep "ben" olduğu kısır bir paragraf yazılmakta. İşte sana doğrudan gelmeyi denemedim ya ona çok yanarım ara ara.

  1. Kıvırcık

Bunu kabul etmeliyim. Ama yazasım yok daha fazla, senin gözlerindeki bakışlar benim ışığım adına "kıvırcık saça çekilmiş fön" edasında. Öyle şık, öyle yavan ikisi bir arada.

  1. Benzerlik

İnsan be kadar meraklıymış kendini aynada görmeye. Karşındaki kırılıp gerçek bir başkası olunca anlıyorsun. Seni ne kadar benzetmişim çok sevdiğim sandığım bir yabancıya, kusura bakma. Sen de bir başkasıymışsın benim yitik umutlar kataloguma.

  1. Farklılık

Tamamen farklı olmak zor değil, bunu kabul etmek zor. Kabullendim de biraz saat çaldım hayatından kusura bakma. Özür dilemeyi unutalı yıllar olmuş elimde tek kalan sevgi dolu kırık birkaç rica, edeyim de bitsin.

  1. Yolculuk

Hayat hep yolculuk dediler, ben sandım beraber yürünüyor birileriyle bu yolda. Meğerse herkesin derdi felç olmuş duygularını bir süre kendilerinden alıp taşıyacak hamallar bulmakmış. Biz çok zayıf kalmışız bencillik adına. Çok güçsüz kalmışız ezilmişim başkalarının mutsuzlukları altında. Acı ama gerçek.

  1. Susuzluk

Kana kana içmek de hiç sıkıntı yok iyi bilirsin sen. Sorun karnı doyduğunda insanın en tatlı yalanlara. Sen ne kadar bulut taşısan da yanaklarında ben çöldüm ama sana fazla sıcak gelecekti susuzluk öte yanda. Benim aşklarım öyledir zaten, gereksiz abartılmış birkaç gerekli macera.

  1. Yalan

Sana her yalan söylediğimde seni seviyordum, bir kere doğruyu söyledim artık bilemiyorum ne anlama geldiğini sevginin. Ne kolaymış ama..

  1. Gözlerin

Bana bir kez anlamlı baksa yeterdi gözlerin. Benim şu ruhumda karanlık korkusu çoktu hiç bakamazdım güneş gibi parlayan yanlarına batar gidersin diye. İşte bir kez anlamlı baktım sana, her ışık anlamını yitirdi elimde binlerce yıldız kaldı gökyüzü güzel ama yaşam olmadan kayalıklarda ışıklar yansır anca.

  1. Tonlama

Her tonda sesini fark edebilirim aslında. Ama tek melodi dinlemişim senden yıllarca. Sorun sende değil seni müzik sana bendeymiş. Konser için sağol ama gerçekten sesin çok güzelmiş yalnızlıkta duyuyorum hala.

  1. Dikkatsizlik

Hata gibisin. Yaptım katlanıyorum. Bu yeter bana sen asla vurgulama.

  1. Gözyaşı

Ben asla... Neyse salla.

  1. Hüzün

Ah benim ikim gözüm, buğulanmış camlar soğuk gökyüzü ve kırışıkları var hüznümün. Mutluyum elbette her gördüğümde sabahı ama nasıl bir konçerto senin eserin dinledikçe dalıyorum uzaklara.

  1. Umut

Umutları sevip, düşleri kurup, kırıkları toplayıp kendimize soğuk odalar kurduk biz. Niyetimiz kadınları sevip, gerçekleri görüp, doğruları toplayıp kendimize huzur kuracaktık nasıl olacaksa..

  1. Doğa

Senin yüzün en güzel doğa. Keşfe çıkayım dedim kayboldum şakaklarında, henüz haber alamadım dudaklarından herhalde gömülmüştür en mecaraperest yanım alnındaki ovalardan birinin kıyısındaki nehirlerden birinin yamacına.

  1. Doğallık

En büyük vurguyu insanın yapaylıkta zirve yaptığı dünyada doğallığı savunarak yaparsak, kaybettiklerine acımamayı öğretiyor dostlar zamanla.

  1. Nazar

Benim nazarımda öyle güzeldin ki, nasıl oldu da anlamsız bakmayı başardım ki sana hala yataklara düşmedin baş ağrısından bilmiyorum. Tanrım seni önce benden sonra nazarlardan saklasın uzunca. .

  1. Korku

Ne kadar mutluyum bilemezsin, hangi yarından korktuysam oldu ve bitti. İşte artık bundan korkuyorum, senden arda kalan zamanımda korkacak hiçbir şeyim yokmuş..

  1. İhanet

Çok kutsal şeye ihanet ettim de ben, sen sonuncu olman iyi olmadı. Af dileyecek kadar ilahım yok, seni bulacak kadar zamanım sana sarılacak kadar dermanım. İşte tek ihanetim bu olacak sana, bensizlik..

  1. İnanç

İşte çöpe giden tüm hislerimin yanında tek inancım olan doğrularla yapabileceğim tek şeydi dualarım sana. Etmedim. Çünkü duayla kazanıp seni bedduayla kaybetmedim. O da yeter bana. Senden seni hiç içermeyen az miktarda saçma sapan hatıra.

  1. Beklentilerin

Beklentilerin hep sevdiğim sürprizler olabilirdi de. Gözlerinde hep benzer parıltılar kalabilirdi de. Ben çok daha beklerdim de, yaşamın acelesi varmış erken çekildim uçurum kıyısından. Sonsuz bir karanlıkta aşka düşmektense kendi bulutlarının üzerinde bir sağanak bir çisenti ol diye öylece izliyorum sadece.

  1. Ben

Ben böyle değildim. Çok eminim. Değiştim sanki hissediyorum. Keşke hep aptal kalmayı başarabilseydim. Çok istedim mesela, en aptalca gülümsemelerin bana olsun beni karşındaki sevda dolu ezilişimle. Meğer hayat çok sert ben biraz kırılganmışım. Baksana daha dokunmadın, ben kavrulup dağ gibi hislerimi kum tepesi yapmışım.

  1. Ve sen

Ayrıca bir parentez açılacak bir durum yok. Biri yıkar biri yıkılır. Bunun adı deprem. İkisi de değişse de biri yeniden yapılır biri yer değiştirir sadece. Sen yıkılanmısın, yoksa yıkan mı ben onu çözemiyorum sadece. Çözersem haber ederim, merak etme..

  1. Pişmanlık

Çok pişman olduğum oldu sanıyordum, meğer hiç pişman olmamış ukala bir herifmişim ki aynı hatanın ortasına düştüm sen diye diye. Çok pişman olacakmışım ki inat emtişim.

Sadece bir şeyden pişmanım belki de, ben seni tanıdığımı zannetmişim. Öğrenince kendimin cehaletini yüzyüze kaldım. Kendi boş kalbimle.

  1. Cesaret

Çok cesur bir savaş vermeye gerek yok ki, açık seçik iki itiraf yetiyormuş bu sevgiyi yerle bir etmeye. Öyle süslü anlatmıyorum fark ettiysen, karmaşık ve anlaşılmaz her şey para etmiyormuş bu devirde. Yani bu devirde cesaret imkansızın alışkanlık haline geldiği bir masal değil, gerçek ve basit hataların sayıldığı bir sınavmış ben biraz abartmışım kendimi, en azından bana hediyen bu özgüven odalarımı süpürdüğüm tembellik karşıtı cesaret.

  1. Garanti

Asla o gözle bakmadım. Garantiydi, sevilmiyor olma ihtimalim. Bak en kesin haline bile ben ihtimal diyecek kadar kesin kes enayiydim. Öyle kalırım uzak dur..

  1. Korkaklık

Korkaklıktan çıkıp atıldığın ilk cesurca adımda çöküyorsun ya bile bile. İşte korkuluk olmaktansa yalnızlar tarlasında, ağlayıp durmak benliğin mağarasında daha güzel olsa gerek. Biraz deneyip görmek istedim. Olmadı, çok iddialı kandırıyordum kendimi yudum yudum dökerek olmayan bir kadını senin üstüne. Rengi bile değişmedi yalanlarımızın oysa ki. İyiyiz dedik her seferinde.

  1. Çekimserlik

Ret oyu verilmeyen her oymaladaki çok sayıdaki çekimserdi aşk bizim aramızda, varlığı kesindi de etkisi başka kararlara. Başka zaman ve başka insanlara oy attık biz. N’apalım.

  1. Duygusuzluk

Hep varlığından dem vurup asla yapamadığım hayaller gibi bu duygusuzluk denilen. Sorsan sevmiyorum bile seni artık. Güler geçersin.

  1. Gizem

Başarılı her gizemin ardında gizli aşikar yalanlardan kurulu aşkların ortasına yer açık, ‘bu kez en doğru şeyi en gizemli şekilde sunacağım’ diye avunursan çok da gizemli olmayan bir tokat atarlar adama. Nasıl da gerçektir mutsuzluk, hiç acımaz gizemlerle dolu onlarca gecenin ardından güneş gibi insanın gözlerini kamaştırıverir. Nereye geldiğini ve nereye gideceğini şaşırır, rüyalarının hepsini unutuverirsin bir anda.

  1. Gülüşlerin

Biraz gülümseme olayından pürüz çıkmıştı en başlarda çektiğim bir kelimede. Hemen düzeltelim, ben gülümsemene hayran olsam da gülüşlerine aşık olacak kadar seninle vakit geçiremediğim için minnetarım, sen benim havalı ayrımcılığıma bakma bir bütün olarak salaklık işlerim genel manasıyla.

  1. Gökyüzün

Aynı çatı, farklı yıldızlar, bende karanlık çok sende yapay ışıklar. O kadar uzak ki elimdeki sevdalar, hepsini öldürsem büyük duygu süpernovalarıyla, sen hiçbir parlaklık fark edemezsin bu bulutlar deryasında.

  1. Gökyüzüm

Tekrar etmeyi sevmesem de bir gökyüzü hayal ediyorum içinde bir kara delik çekiyor bütün ışık kaynaklarımı gözlerimin önünden, düşünemiyorum ne yapabileceğimi: aynı gamzelerini gördüğüm anlardaki gibi. İşte benim en fırtınalı gökyüzüm bu. Ondan sığınıyorum korkularıma.

  1. Aptallığım

Herkes bir şeyiyle anılır. N’olur beni aptallığımla an ne zaman gelsem aklına. Çünkü herkes yapmaz bu kadar içtenini bu saatten sonra.

  1. Hatalarım

Benim ilk hatam belli. Sonuncusu da. Devamı da gelecek sakın meraklanma. Çünkü isyan edecek kadar kendimi kontrol edebilseydim kendi krallığımda şimdiye binlerce kez aşık olabilmiştim, benim tek bir hanedanlığım var, sadece kendimi öldürüyorum bir başka hissimden emir alabilmek için ara sıra o kadar.

  1. Vakit

Geçmesinden asla korkmadım da, seninleyken bu kadar yavaş olmasa güzel aslında. Tükenip gidiversen yoluna. Benim yollarım zaten yeterince karmaşık bari sen lapa lapa yağma. Vaktim yok.

  1. İçtenlik

Gizlemeyi bilmediğimi kabul edemediğim için çok içten olduğumu savunur, birileri hep benden gerçekleri gizlediği için masallarımda vurulurum hep sevdanın kurşunlarıyla. Henüz hiç ölmedim elbette, mutsuzluğun komasında, umutsuzluğun şuursuzluğunda uzanıyor gözlerim. Bu ceza da yeter bana.

  1. İtiraf!

Bir kere itiraf ettim yeter sanmıştım. Meğerse ben daha seni kendime itiraf edememişim. Çok yanılmışım; ben daha sensizliği bile hazmedemişim, senle olmanın ne demek olduğunu bilmediğim halde. İşte tek itirafım bu olabilir: daha seni sevdiğimi kendim bile kabul edememişim, yabancılığından. Olsun güzel kadın olsun. Bu kez de böyle olsun. Nasılsa okunur bir gün herkesin gözlerinden duygular, ellerinden yazgılar, alınlarından acılar, gamzelerinden mutluluklar; kiminle olduğunun ne önemi var seninle olmadıktan sonra...

Hepsi bu kadardı. Odaya dağılmış kağıtları çöpte bulduğum duygular gibi toplayıp geri attım, önce sigaramı sonra onları yaktım. Hangisinin beni daha etkili ve öldürdüğünü düşünüyorum şu an. Duygular ağır basıyor.

- Meo
MeoEdebiyat Denemeler Blog
'Mehmet Şentürk

Son DüzenlenmeCumartesi, 11 Şubat 2017 23:05
(11 oy)
Okunma 3444 defa
Yorum ve görüşleriniz değerlidir. Facebook hesabınız ile yorum yapabilirsiniz.

Yorum Ekle

Değerli yorumlarınızı ve görüşlerinizi aşağıda ekleyebilirsiniz. Yalnızca * (yıldız) ile belirtilmiş alanlar gereklidir.

Giriş Yap

Sosyal medya hesaplarınız ile kolayca üye olabilir ve giriş yapabilirsiniz.
hesap oluştur