MeoEdebiyat - Denemeler Blogu
MeoEdebiyat - Denemeler Blogu Pic. Source: "What It Takes to Fly" by Yuumei @Deviantart.com

MeoDeneme - Uçmak İçin

  Yer çekimini hissetmekten yoruluyoruz her adıma ayaklarımıza biriken hatıralarla. İstemiyoruz yürümeyi, ilerlemeyi ve bu yolda sırf yolun geçişiyle birlikte ölmeyi. Bu doğal. Doğal olmayanı seviyoruz, uçmak istiyor aklımıza sığmayan düşüncelerimiz. Peki gerçekten nasıl uçabiliyoruz? Nasıl oluyor da bu kadar uçmayı istiyoruz? Neden özgürlük uçmak Martı Jonathan Livingston için? Bunları düşünmeliyiz. Ya da siz düşünmeyin ben birkaç cümleyle hafiften deneyeyim sizin adınıza düşünmeyi. Yormayın kendinizi.

  Modern yaşamın makul tutarlığı var üzerimizde, lanet. O kadar vahşiyken o kadar uslu duruyoruz. Hepimiz çocukluğumuza gömdükleri özgürlüklerin savaşlarını verirken yaralanıyoruz, çocukça sevmek için üzülüyor, çocukça koşmak için halı sahalara para veriyoruz, asla gönüllü olamıyor mantıklı büyüklüğümüz! Asla.. Uçmak istiyoruz özetle. Aşkla ayaklarımız yerden kesilsin, içelim aklımız beynimizden kesilsin, mutlu olalım dertlerimiz sırtımızdan kesilsin. Tek derdimiz bu.. Uçmak istiyoruz.

  Düşeceğimizi göremiyoruz. Her seferinde düşme sebebimiz bu. Sevebiliyoruz ama ayrılamıyoruz, unutamıyoruz bile yaşanamayacak saçma sapan Türk usulü ikiyüzlü ilişkilerimizi. Geleceğimize zorla, sürüne sürüne gidiyoruz ama o gün geldiğinde mutluluktan uçmak istiyoruz. Sorun burada başlıyor, açıklama da. Biz uçmayı öğrenemiyoruz. Uçurtmalarımız kadar hayallerimiz, elimizde iplerini tutuyoruz ama kopmalarından daha çok korkuyoruz.. Uçmaktan çok elimizde tutmak öğretilmiş bizlere, bir türlü kanatlarımızı açamıyoruz, hepimiz birer melek kadar iyi ruhlara sahip olduğumuzu düşünürken! Ne kötü değil mi?

  İyisi kötüsü olmuyor insan yaşamının, en iyi bizim başarımız, en kötü kaderimiz. Tüm adımlarımız bizim, uçmak için sırtına binebileceğimiz Ejderhalar arıyoruz. Gerçek bir yaşamın içinde, ütopya yaşıyor; yalan bir düzenin içinde en doğrucuyu oynuyoruz her seferinde. 

  Yuvadan uçmak en sevdiğimiz şey, daha uçmayı hayal etmeden yuva kurmayı hayal ediyoruz.. Uçmayı biliyoruz gibi davranıyoruz, hazırız her an kanat çırpmaya. Ama henüz kanatlarımıza yedek olan iyi kalpli insanı bulup adım adım koşarak gerçeklere bile gidemiyoruz. Tek derdimiz bu yaşam uçurumunun kenarından düşerken başka bir kadere gitme derdi. Düştüğümüzde kanatlarımızı güçlendirmek yerine, kanatlarımız bu kadar güçsüz sanıp kendi ruhumuza yuvalar kuruyoruz, kimsesiz, mutsuz ve durgun. Biz uçmayı düşleyen kartallar iken, penguenlere dönüşüyoruz. Hesapsızca.. Bir sürüde yaşamanın en kötü yanı da bu galiba: binlerce uçmayı unutmuş, insanlığı unutmuş, melek tozlarını döküp kanatlarını unutmuş üye arasında uçabilen, mutlu, huzurlu insanlara gıpta edip hayallerini kurmak dışında hiçbir çırpınma yapamıyoruz.. Yapmıyoruz. Ne acı, değil mi?

Meo - 2015
MeoEdebiyat - Denemeler Blogu

Son DüzenlenmeSalı, 29 Eylül 2015 01:37
(1 Oyla)
Okunma 1905 defa
Etiketler :
Beğendiyseniz paylaşmaya ne dersiniz?

Yorum Ekle

Değerli yorumlarınızı ve görüşlerinizi aşağıda ekleyebilirsiniz. Yalnızca * (yıldız) ile belirtilmiş alanlar gereklidir.