2009 yılından bu yana yazmaya devam ettiğim, kısa-uzun özlü sözlerden oluşan blog bölümümüzdür. Aforizmalar, Deviantart kaynaklı görsellerle desteklenmektedir. İyi okumalar.
2018 yılı Kasım ayında yayınlanacak aforizma derleme kitabımız "Yalnızlığın Aforizmaları" hakkında tüm paylaşımlar bu alt-blogumuzda olacaktır. Kitaptan sözler, duyurular, imza günleri ve okurlarımıza özel kampanya bilgileri için tıklayın.
Devam...Sade olacaksın kardeşim bu dünyada. Mesela kahven sade olacak, filtre bile olsa. Sade yaşayacaksın sevdalarını, karıştırmayacaksın her duyguyu aşkla. Sadece seveceksin veya.. Yalın kalacaksın yaşadığın her şey karşısında, yalnız kalacaksan da ayakta duracak akıllı adımlar atacaksın ilk hareket anında. Sade tutkular ve basit umutların olacak ki yıkılmayacaksın kader karşısında asla ama asla. 'Meo
Biz yola değil, onun gidişine; düzüne değil, derinlerine eğrilişine; inişine değil, inadına yükseklere dönüşülmesine inandık.. Çıkar, yürür, aşar, yaşar, döneriz. Çıktığımız toprağın kokusunda huzur dolu bir ölüme, binlerce cümlelik nefes ile!
- Meo
Biraz su biraz renk, dünyanın en güzel dokunuşlarını gerektirecek. Sen su gibi berrak kal, bende çok seni gördüm göreli renk; sonunda bir kaderin sayfalarına çizilsin güzellik tek seferde. Bunu için bize biraz aşk lazım bir sanat. Aşk en kolayı da, ellerimiz titrememeli ve sularımız durulmalı..
- Meo
Bizler aynıyız, farklı bir hayatı aynı şekilde yaşayan köleler olarak.. En iyiyi en kötü yöntemle yaşayan hatalı yaradılış mamulleriyiz. Bunu herhangi bir Tanrı henüz değiştiremedi ve biz değişmeyeceğiz. -- Meo
Kalbin anahtarı, asla sahibi olduğu yerin bilinmediği ve asla doğru olmayacak şekilde her önüne gelen kapıda denendikçe törpülenen, nihayetinde ise dümdüz bir tercihte rasgele bir kapıyı açan bencillik ile sabrın emtiasıdır!
- Meo
Beklemek bir hatıradır, unutmak bir çare; tüm yaşatılan umutlar, beklemeyi unuttuklarımızın ötesinde.. Yorgun bir duvar kenarında, aceleci bir zamanın yıkımına maruz kah ölüyoruz kah gelip tutuyor ellerimizi bir yalnızlık. Tek şahit bizi saklayan aydınlık ve bizi yaşatan gölgeler. Yaşlı, üzgün bir sandalyeyiz artık uğramadığız çocukluğumuzun bekleme salonlarında. Gelenimiz de bizdik, giden de, o yüzden boşunadır unutacağımız şeyleri bekleme.
- Meo
Aşk ruhun damarlarını şekillendiren ruhsal sıvılarken, tutkulu ve takıntılı tüm aşklar kan kaybının akılda vücut bulmuş halidir. O yüzden önce mantık, sonra kalp, sonra vicdan, en sonunda da sabır takıntılı bir aşkla örülmüş bir sistemi terk eder! Er ya da geç.
- Meo
Yaşayan evrenin yalnızca görebildiğin kadar senindir, sadece görebileceğin kadarı.. Yaşadığın evrenin sadece yaşayabildiğin kadarı senin olur, en güzel eserin her gün paramparça olan rengarenk yıldızların, ne kadar ileriyi düşlersen o kadar başlangıcına dönersin geçmişinin. Görebildiğin hiç önemli değil, dokunabildiğin, dokuyabildiğin kadarı yeterlidir.
- Meo
Hangi dilde duydu bugüne dek Tanrılar bizi? Hangi dilde yarattı mesela, biz isyan ettik tüm öğretilerin sözcüklerine. Hangi tanrı tüm dilleri öğrenebildi günümüze kadar? Hangi Tanrı tüm dillerde insanları bölecek kadar vahşiydi ki mesela? En güzel dua hangi dilde mesela? Bilemiyoruz, Tanrı da bilmiyor keza..
- Meo
Eski bir masaldı tüm sevdiğimiz insanlar, ne zaman bizlere anlatılsa tutmazdı hiç uykular. Yeni bir öykü tüm anılar, ne zaman yazmaya kalksak tek suçlusu kendimize ait yalanlar.
- Meo
Zamanın kum taneleriydi her türde insanı aç, susuz ve umutsuz çöllere gömen. Saniyelerle her zerresi ölçülen bu bütünlüktür bir araya geldiğinde korkunç ve engin bir geçilmeze dönüşen. -Meo
Sizler yalnızca kendinize aşıkken ne anlamı var ki sizden hoşlanmanın; siz henüz kendinize dair ayrıntıları bile sevmezken! Sizler yalnızca kendinizle yaşarken ne anlamı var ki yaşamınıza girmenin; siz henüz kendinizi bile tüm hatalarıyla kabul etmezken! Cevap veriyorum, yok! Anlamı yok, anlamınız yok, yeriniz ve vaktiniz yok doğru mutluluğa..
- Meo
Bu özgür gökyüzü altında kısıldığımız kapanda küçüklüğün büyüklüğünü yaşayabiliyoruz biz insanoğlu. Bu yalnız evrenin sıkıcı karanlığında ancak kendi bulutlarımızı beyaza boyuyoruz. Bu sığınak bizi karanlıktan koruyan, güneşe tapabildiğimiz her an.. -Meo
Bazen bir tarihi inşa etmek onlarca imparatorluk sürer; binlerce insan, yüzlerce yıl, milyonlarca can, milyarlarca zaman! Çoğu zaman bir tarihi yıkmak için saniyeler yeterlidir; yüzlerce salise, hatalar anice, hızla silinir yaşamdaki tüm var oluşlar. İnsanoğlu bu yüzden yüz binlerce yıldır belirli yıkım ve inşa savaşları arasında hep ama hep yerine sayar..
- Meo
Ne garip değil mi? Sen en doğrusunu severek hataları ezip geçerken, birilerinin hataları sevip doğrularının üzerine basması. Ne garip bu aşk denilen, sevgi dilenip durduğun.. Ne garip mutluluk denen şey mesela, sana kırmızı bana siyah hala. Sen güneşi aramakta şafakta, ben siyahında gözlerinin baktığı her aynada. Ne garibim sensiz ve sen bunu bilemeyeceksin, işte bu çok güzel bir kaybediş. Çok eşsiz. Keşke hiç gelmesen..
'Meo