MeoAfo – Kusursuz bir Tuzak
En güzel tuzak bize en kusursuz gelen, doğa kusursuzluğun ölümle sonuçlandığı acımasız bir sistem ve bizler bu güzelliklerinin ortasında sadece yem!– Meo

En güzel tuzak bize en kusursuz gelen, doğa kusursuzluğun ölümle sonuçlandığı acımasız bir sistem ve bizler bu güzelliklerinin ortasında sadece yem!– Meo

Adımların iz bırakmazken, sözlerin hala yankılanıyorken özlem vadilerinde, saçların hala aynı tutku değirmenleri rüzgar ise boşuna gitme.. Sadece yavaş yavaş siliniyorsun. Bu durağan bir ölüm hali; gidip güzel bir hayat yaşamak yerine, bizi belli belirsiz silme böyle.– Meo

Benim aklımda bir yılan, adı aşk. Senin dilinde bir yalan, hep aynısından. Benim aklımda zehir, adı sevgi. Senin dilinden öteye, ya geçti ya geçmedi. Bizim gözlerimizde kilitli tüm sözler, saçlarında gömdüm gözyaşlarımı-onlar bari dökülmesinler-, şimdilerde anlamsız bir hüzün kaplamış gökyüzünü, ben hep sana sadık bir köpek misali ölmeyi bekliyorum gelmeyişinle.. Hepsi yalan! Sadece ölüm kalıyor…

O kadar canlısın ki aklımın ortasında, hayal bile edemiyorum yokluğunda sensizliğin son halini. Hem korkuyorum sensiz kalmaktan hem sensiz kalamıyorum zaten sensiz yaşananların ardında.. Özleyemiyorum bile seni. Hiç doğmamış bir güneşte, aklına ektiğin o çiçeklerin açmasını ve renklerini nasıl hayal edebiliriz ki? Hiç gidilmemiş bir yol, hiç kesişmemiş, hiç bitmemiş bir öykünün kahramanlarıyız.. Bizi bu…

Neden diye sorulacak kadar saçma eylemlerim vardı, nasıl diye şaşılacak kadar gidenlerim, asla diyemeyeceğim kadar sıklıkla düştüğüm yanılgılardan geldim ve hala hatalarıma koşar adım gitmekteyim; yanımda gelmeyenlerin ben o ‘keşkeleri’yim, ben o ‘iyi ki’nin başladığı yerde, ‘kahretsin’e hep çok yakın ama ‘kesinlikle’nin ta kendisiyim..– Meo

Canı sıkılacaklar kadar rahat yaşayanların katliam yaparcasına taptığı Tanrı’nın, canları acımasızca alınırken hiç sesini çıkaramayanlardan dilemesi gereken bir özür dünya üzerindeki tüm karanlık çağlar, karanlık inançlar, karanlık insanlar! Hepsinin eser sahibi olan o güç kaçıp saklanmak yerine, çıkıp hesap vermelidir; kendi adına insanlıktan hesap soranlardan biz insanları kurtarmak için.. Yoksa hiçbir anlamı yoktur, olmadı, olmayacak.–…

Seninle ben, biraz karanlık Kuzey Avrupa düzlüğünde yürürken, tüm hislerimizi gözyüzüne kenetleyip, Samanyolu’yla sevişmiyorsa gözlerimiz ne sen yaşamış say kendini ne ben kavuşmuş sayayım kendimi sana. Bu topraklar kurak, buralarda aşklar boşa.. Umutlanma.– Meo

Biz insanlar, bir şeye inanmak, bir güce tapmak, bir yaratıcıya teşekkür etmek adına binlerce yıldır milyonlarca izah bulduk, milyonlarca çare, milyarlarca acı.. Tek taptığımız ilah kendi iç dünyamız, kendi huzurumuz, kendi bildiklerimizin kendi meraklarımızla olan savaşı. Biz sadece kendi tutkularımızın önünde diz çöken, kendi kırgınlıklarımıza isyan eden, kendi umutlarımıza dua eden basit canlılarız! Tek bildiğimiz…

Her yeni sabah, biraz çiğ biraz duman, tüm umutlar bize geriye kalan.. Ne kadar kırılıp bükülse de hatıran, sonuçta aynı güzellikte doğuracak güneşleri senin hatıran.– Meo

Bizim o kör aşklarımızda, yarım yamalak güvensiz ilişkilerimizde anlattığımız o efsane duvarlarımız, kurallarımız ve saçmalıklarımızın toplamı kıskançlık! Biz ne zaman ki kendimize güvenmedik, bunu insanlara duyduğumuz güzellikle harmanlayıp tarihin en saçma olgusunu ürettik: kıskançlık! Kendimiz gibi bildiğimizden, karşımızdakilerle savaş verdiğimizden. Mutsuzluk ve huzursuzluğumuzun imzası gibi.. Gereksiz!– Meo