MeoDeneme – Tozlu Defterlerden Kalabalık Sunucu Yedeklerine

Tozlu Defterlerden Kalabalık Sunucu Yedeklerine

İnsan yaşamı, yazının icadına kadar olan dönemde dağa taşa, mağara duvarına çiziktirilen antik-öncesi çizimlerden ibaret. Doğayı kutsayan, insanı şematikleştiren, inancı biçimlendiren anlama yatkın garip ifade çığlıkları… Yazının icadı sonrası dönem ise okuyanın olmadığı bir karanlık dönem aralığında elitin sözlü edebiyatı kendince yeniden yorumladığı garip bir ilham hırsızlığı. İnsan yaşamının gürültülü seslerini kısık ve çoğunlukla kısır ezberlere sıkıştıran ama heybetli boyutlarıyla okurunu bir üst bilinç seviyesine taşıyan karanlık renklerin en güzel ışık kırılması… Yetmez ise ondan sonra yazıyla birlikte yaşamın ve teknolojinin devrimi ile kitlesele, insana ve topluma sirayet etmiş; bir askerin mektuplarından, bir düşünürün gizli kalmış tutuculuğa inat denemelerine kadar mükemmel bir kapsama erişmiş şahane bir yıldız patlaması!

Zamanın mutlak olduğu evrenin toz zerrelerine dövme yapmaya çalışmaktı uzun süredir yazmak. Silineceğini bile bile. Şimdilerde ise elektronik bir ağın, sanal bir gerçeğin, yapay bir üretim çılgınlığının içinde her bir kelime, her bir gönderi, her bir saçma blog girdisi bile o eski-kayıp defterlerin yerinde. Kim bilir bundan kaç bin-milyon sene içinde tozlu bir diskin bozulmuş okuyucu kafasını inceleyen bir araştırmacının hayretle göreceği o garip dünyada köşede unutulmuş bir oyuncak gibi. Elektronik devreler arasına sıkışmış 1-0’lı mesajları çözmeyi başaran bir öte yaşamın bambaşka bir insan evreni bulacağı sonsuz olasılıklar çöplüğü neredeyse.

Fark ettiyseniz çizim, yazı, gönderi, ileti, kısa not derken azdan çoğa gittikçe çokta anlam kaybına uğradığı zannedilen bir yığınlaşma yazın üretimi, öz ifadesi insanın. İnsan kaldığını ispatlamak bu haykırış. Gece yarısı ormanlarında ben de buradayım sesleri. Sabaha karşı doğayla baş başa kalan kuşların o canhıraş sohbeti: aceleci, hevesli. Günün sonunda ise amaç hep aynı olarak kalacak. En yakın duvar insanın düşünsel aynası olacak: adı bazen mağara, bazen papirüs, bazen bir deri parçası, bazen kağıt, bazen bir elektronik ekranın garip bir blog parçası.

Hepimiz evrendeki o koleksiyoner Tanrı’nın gözüne girmek adına tanrısal indekslerde minik bir bağlantı şemasında kendimize küçücük bir an kapma çabasındayız. Hepimiz unutulacağız, şansına bir veri arkeoloğu tarafından kazılıp gün yüzüne çıkarılmak üzere tüm düşlerimiz ve düşüncelerimiz 1 ve 0 sadece!

Meo – 2026
MeoEdebiyat Denemeler Blog
Mehmet Şentürk

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın