MeoAfo – Büyümek

Buz gibi yağmur damlalarının değdiği montundan süzülen gençliğin tir tir titremektedir bir akşamüstü zamanın kaldırımlarında ağır aksak ilerlerken ruhsal bir zatürreye doğru. İşte büyüdüğünü anladığın an o andır.
‘Meo


Buz gibi yağmur damlalarının değdiği montundan süzülen gençliğin tir tir titremektedir bir akşamüstü zamanın kaldırımlarında ağır aksak ilerlerken ruhsal bir zatürreye doğru. İşte büyüdüğünü anladığın an o andır.
‘Meo

“Sevdikçe güzelleştiğini düşünen insanların, sevildikçe çirkinleştiği garip bir tiyatro sahnesi bu yaşam. Ne yazarı belli ne oynayanı, oynuyoruz rollerimizi karman çorman.”– Meo Okunma: 2.443Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz: Share on WhatsApp Share on X (Twitter) Share on Facebook Share on Pinterest Share on Email Share on Telegram

Özgür kelebeklere yetecek kadar hapishane kuramazsın, gerçekte kelebeğin kendi yaşamına ve yaşamının kaderine hapsolduğunu fark etmezsen eğer.. Düşünceleri yazıya bile döksen yeterince sayfa veya yeterince kafes getiremezsin, fikirlerin aslında doğal yaşamın kısıtlı özgürlüğüne inat insanın en sınırsız tutsaklığını olduğunu göremezsen eğer. O kadar büyük bir boşluklu insanların bireysel evrenleri, uçsuz bucaklığındaki özgürlüğü görebilmek imkansıza yakınken,…

Hayal gücünün kapıları, gözlerin, kulakların ve aklın bir arada olmayanları olabilir kılabileceği bir bütünlükte gerçeğin tamamen yeniden yazmasıyla açılıyordu. Kapanmamak üzere..Hayatın en güçsüz anları, hayallerin avuntularıyla insanları kendi basit yaşamlarında uykuya yatırıyor, ölesiye kadar kaldırmıyordu. Yerlerinde çakılmak üzere..Zamanın en zorlu çarkları, insanların akıllarını dış dünyaya kapatmasıyla birden hızla çalışıyordu, sonsuza kadar durmayacak şekilde. Hayaller bile…

Aynı duraklardayız biz, farklı hedeflere aynı araçlarla gidebiliyoruz. Aynı camlarda farklı düşler yansıtabiliyor, farkı duraklarda durup aynı yaşamın içinden kaçıyoruz akşamları. Duygularımızı taşıyor duraklar, en durağan beklentilerimi bekliyoruz; duygularımız taşıyor camlardan dar geliyor toplu düş kuruşlarımız! Yaşam aynı durak, binlerce yıldır gelip gelip, bilmediğimiz bir yolda gitmeyi bekliyoruz.– Meo Okunma: 2.349Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz: Share on WhatsApp…

Sanatın yarattığı en büyük korku, basit masallarla beslenen dümdüz nehirleri olan zihinler için gürül gürül gürüldeyen bir çağlayan kadar belirsiz, heyecan verici, yabancı ve yıkıcı olmasıdır. Sanat; doğru çizginin çevresindeki manyetik alanı görebilecek göze sahip olmak, acı çığlıkların içindeki gizli Tanrıyı okuyabilecek kadar gaddar olmak, korkuyla yönetilen cehalete bilgiyle-deneyimle-gerçekle ve hatta hayaller kafa tutmaktır! Binlerce…

Elleri var minicik, tutsam kaybolacak gibi. Gözleri var kahverengi, hiç bana bakmayacak gibi. Bir yoldan gidiyor sanki kendi adımlarım gibi. Nice seneler var belki önümüzde, onsuz yaşanmayacak gibi. Uzattım elimi bekliyorum öyle, gözlerim kör, kulaklarım sağır. Durma yaşam sen istediğin kadar umutsuzluk bağır çağır, ben sadece onun avuçlarından içiyorum; aşkı..– Meo Okunma: 2.497Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz: Share…