MeoAfo – Evrenin Altın Tozu
Evrenin bulunmaz altın tozuydu uzay boşluğunda savrulan düşünceler. Biz onları kullanıp evrene sahip olmak yerine, bol miktarda bulunan değersiz metaller uğruna değerli zamanımızın saatlerinde geç kalmış. – Meo

Evrenin bulunmaz altın tozuydu uzay boşluğunda savrulan düşünceler. Biz onları kullanıp evrene sahip olmak yerine, bol miktarda bulunan değersiz metaller uğruna değerli zamanımızın saatlerinde geç kalmış. – Meo

Sosyal bir lanet kasıp kavuruyor kalabalıklaşan toplumların yalnızlaşan beyinlerini, sosyal bir vahşet yayılıyor öfkeli, gergin, korkak ve saldırgan.. Avlanıyoruz birbirimizin düşünsel tuzaklarında, bütün toplumlar hayatta kalmak adına kendi içinde büyük cehalet avlarına çıkıyor ve geriliyoruz yavaş yavaş! Binlerce yıldır düz bir çizgide asla ilerlemiyor oluşumuz bundan, bu lanetli var oluştan.– Meo

Güneş ve Ay, insan inancının evrimindeki ilk dolunay.. Binlerce yıldır kutsal gücün donuk ve yanık tarafları olarak yüreğimizde hala heyecan, huzur ve korkunun kazanını karıştıran yegane olgular!– Meo

Huzurlu bir sonbahar yürüyüşü yaşam; sonundaki kışa hazır, sıcak umutların ve darmadağın dünyanın ortasında kendi savaşının kahramanı olanlar için. Huzursuz bir sonbahar savrulması yaşıyor beden, bazen kahreden bazen pişmanlık veren..– Meo

Yansımalar iç dünyamızdaki renklerin gözlerimizdeki parıltılara, ruhlarımızdan taşan duyguların yüzlerimizdeki kıvrımlara ve kıvrılmalara dönüştüğü anda renkli birer tuval oluyoruz. Tanrıların ilahi fırçalarının uçlarından sızan rastgele yapılanmalarda.. Her birimiyiz sanat eseriyiz-keşfedilmek, değerlendirilmek adına.– Meo

Aydınlığa doğru da gitsen, geçmen gereken o yer-gölgeler krallığı. Karanlıktan da gelsen, bir gram loş ışık, bir saniyelik belirsizlik ruhu titreten. Bu krallıkta ne kadar çok kesinlik istersen o kadar muallakta kalırsın.– Meo

Topraksız çöl bir deniz ortasında kayalıktan oluşma bir vahaydın sen, çokluğun içindeki sıkıcı mavinin en renkli grisiydi duvarındaki renklerin. Bazen yaşamda hangi renk çoksa, farklı olan o kadar bulunmaz ve değerli oluyordu! Sen ise hiç bulunmayan bir renktin, yol gösteren değil yolunu kaybedenleri yönlendiren basit bir durağanlıktı güzelliğin..– Meo

26 yaşında, yaşamının hem sonunda hem başında, devri aleminin ortaçağında toz-çamur sokaklarda koşuşturan çocukluğuna acıyan ilk romancılar gibi alelacele yazıyormuş kaderini. Sil baştan.. Ne büyümeye hazır çocukluk ne ölmeye hazır büyüklük hissedilmiş; kayıp bir çağın isimsiz acemiliğinde vahşi savaşlarla barış arıyormuş. Henüz çok erken iken çok geç oldu zannetmenin yaşındaymış! – Meo

Kelebeklerin dünyası her zaman renkli değildir, yalnızca rengarenk bir ahenk oluşturabilecek kadar çok ve çeşitlidirler. Kelebek olmak istiyorsan, gökkuşağı içinde yüzmeye değil her rengi ayrı ayrı fark edebilmeye-seçebilmeye hazır olman gerekir!– Meo

Bir keresinde hiç yaşanmamış bir hikayede, seninle başrollerdeydik. Bir keresinde haritalara çizilmemiş bir dağ yolunda, kaybolmuştuk. Okunmayan bir yol hikayesi olduk seninle bir keresinde. Hiç geri dönmedik. Hiçbir yere gitmediğimiz için.. Hiç söylenmedik, hiçbir şey söyleyemediğimiz için. Senle ben, biz her rüyada hem sağır hem dilsizdik. Bir keresinde göz göze geldik; o gün de renk…