MeoAfo – Geçmiş Dediğin
Geçmişe dair tüm bildiklerimiz ağaçlık bir sonbahar doğasının içerisinde geriye dönüp baktığımız sis dolu bir çizgi! Ne kadar yaşlanırsak o kadar sis kaplıyor düşüncelerimizi..
– Meo

Geçmişe dair tüm bildiklerimiz ağaçlık bir sonbahar doğasının içerisinde geriye dönüp baktığımız sis dolu bir çizgi! Ne kadar yaşlanırsak o kadar sis kaplıyor düşüncelerimizi..
– Meo

Masum bir çocukluktu aşk, kendisini koruması için en vahşi canavarların bile yüzünün güldüğü, gözünün parladığı.. Masum bir yetişkinlikti aşk, kendisini kaybedip hep aradığı o koruyucu canavarın gözlerinden yaş dökülüyordu savaş alanlarında. Farkındaydık aradığımız, kanadığımız ve bulamadığımız. Kopuyordu oyuncak bebeklerin kolları, aşk artık aydınlıkta körebe.– Meo Okunma: 2.422Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz: Share on WhatsApp Share on X (Twitter)…

Kaç tane kalp kırdığın önemli değil bir tane kalbi gerçekten yerinden sarsabildiysen.. Kaç tane kalp aldığın önemli değil, bir kez hiç olmadık yere gönül aldıysan eğer.– Meo Okunma: 1.942Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz: Share on WhatsApp Share on X (Twitter) Share on Facebook Share on Pinterest Share on Email Share on Reddit

Aşk ve evlilik aynı yaşam yılının parçalarıdır. Farkı ise aşkın bazen aniden gelip erkenden soğuk vuran bir bahar olması, evliliğin dört mevsimin tamanını yaşaması ve onlara dayanmasıdır. Her evlilik baharla başlayabilir ama hiçbir aşk sonbahar değildir. Mevsimlik her evlilik aşk olabilir, ancak ömürlük her aşk evliliktir.– Meo Okunma: 2.359Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz: Share on WhatsApp Share on…

Saksılarda çiçekler.. Doğanın yıkılışının üzerinden binlerce yıl geçmişken, geriye kalan arkeolojik eserler gibi. Yarı ölü bir doğa kopyası.. Cam kenarlarına hapsedilmiş, çirkinliğimizi güzellikle donatma çabalarımızın en garip ürünleri. Ne garip değil mi, çok sevip sahiplenirken hapsetmeye çalışmamış tüm nadide güzellikleri. Çiçekler dalında değil, dünyanın kendi toprağında güzel! Hala saksılarda can çekişmekteler, bizler gibi..– Meo …

26 yaşında, yaşamının hem sonunda hem başında, devri aleminin ortaçağında toz-çamur sokaklarda koşuşturan çocukluğuna acıyan ilk romancılar gibi alelacele yazıyormuş kaderini. Sil baştan.. Ne büyümeye hazır çocukluk ne ölmeye hazır büyüklük hissedilmiş; kayıp bir çağın isimsiz acemiliğinde vahşi savaşlarla barış arıyormuş. Henüz çok erken iken çok geç oldu zannetmenin yaşındaymış! – Meo Okunma: 7.739Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz: Share…

Sanatlar insana yol mu gösterir, yoksa yolun olduğuna mı inandırır henüz çözebilmiş değiliz. Ancak fark ettiğimiz: resim/film/heykel sanatının gözü kandırdığı, müzik/opera eserlerinin kulağı kandırdığı, buna rağmen yazılı eserlerin gözü bir noktaya kilitleyip kulaklara insanın kendi sesini vererek insanı kendisiyle kandırdığıdır! Buradaki kandırmak fiiline takılanlar için tekrar edelim, sanat bedeniniz ne kadarına hitap ederse o kadar…