Photo by Mehmet Şentürk via Canon PowerShot SX50 HS

MeoFoto – Pencereler

MeoEdebiyat – Fotoğraf Blogu

[iframe width=”100%” height=”150″ scrolling=”no” frameborder=”no” src=”https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/12537817&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false&visual=true” ]

Music: “Windows Are Rolled Down” by AmosLee @SoundCloud

  Kaç sevdalı kıyısında yolları izledi kim bilir? Kaç hane halkı sokakta oynayan çocuklarını izledi sakin sakin? Kaç sağanak sızdı eski çerçevelerden, kaç havlu serildi çerçevelerin kıyılarına?

  Eski köy pencerelerini boyalı olmasının tek sebebi çürümeyi önlemektir. Eski köy pencereleri hep yol kıyısında olurdu, yaşama yakın olmak, eskiden olmayan kapı zillerinin görevini üstlenmek için. Şimdilerde bulunan perdeler değil birkaç parça renkli benden kesilme olurdu perdeler. Pencelerin arkasında saksılara yetecek kadar derin bir duvar bölümü olur köy yerlerinde duvarların 1 metreye varan kalınlığı sebebiyle.

IMG 1632

   En renkli saklılarla yer kalmayacak kadar renklidir Anadolu’da pencereler. En renkli saksılarla bahar gelir sonbaharda odaların manzarasına. Anadolu’da pencerelerden bilinir hangi köyün muhacir hangi köyün göçmen olduğu gibi detaylar. Hiç unutmam, şehirde yaşarken evimizin adresini bilemeyip bizim evi arayan uzak arkabalarımız “hiç uğraşmayın, camlarına bakın en çok çiçekle döşenmiş olan bizimkilerin evidir” diyerek nokta atışı bulmuşlardı bizim evi. O nedenledir ki renkli bir yaşam için gereken en önemli şeyin dışarıya kendimizi gizleyip, gizlice arkasından dünyaya baktığımız karanlık camlar değil, rengarenk bir doğayı taklit ettiğimiz birer manzara kapısı olarak kullanmak en önemli değerlerimizden olmalıdır.

  Pencereler bizim hayata açılan kapılarımız değil artık, sadece birer detay. Uykularımızı kaçıran güneşi gönderen sızıntılar, soğuğu sızdıran, dünyanın seslerini geçiren gereksiz ayrıntılar. Bunun suçu pencerelerde değil, onları bu denli yanlış kullanan bizlerde. Kuş sürülerinin sesleriyle sabahın tazesinde uyanamadığın şehirlere tıkılı kalan zoraki hapis hayatlarımızda. Başka hiçbir şey değil..

Benzer Yazılar

  • MeoFoto – Farkında Mıyız?

    [caption id="attachment_2103" align="alignnone" width=""]Pic. Source: MeoEdebiyat – FotoBlog[/caption]

    Farkında mıyız bir poz hakkı sağlamayan güzelliklerin yaşamın narin dinamikleri arasında bizleri her daim izlediğinin? Farkına varabiliyor muyuz fotoğraflardaki güzelliklerin gözümüze sokulmadıkça? Varıyorsak nasıl, varamıyorsak neden? Konuyla ilgili fotoğrafım ve yazım bağlantıdadır, iyi okumalar.

  • MeoFoto – Deli Kızın Çeyizi Gibi

    [caption id="attachment_2043" align="alignnone" width=""]Pic. Source: MeoEdebiyat – FotoBlog[/caption]

    Bir fotoğraf karesiydik biz, deli kızın çeyizi gibi dağılıyorduk tozlu yollara güneş tatillerinde. Ürkek çocukluğumuz, bitmeyen merakımız, tükenmeyen enerjimiz vardı. Her yaz göç ediyorduk köy yollarına.. Sonra yine dağıldık biz, bir daha toparlanmamak üzere. Göçemedik aynı köylere. [İlgili fotoğraf yazısı bağlantıdadır, iyi okumalar.]

  • MeoFoto – Gül İnadı

    [caption id="attachment_2117" align="alignnone" width=""]Pic. Source: MeoEdebiyat – Fotoğraf Blogu[/caption]

    Yaklaşık on yedi sene önceydi, özetle ömrümün cemrelerinin ilk kez toprağa düştüğü zamanlarda karar vermiştim iki adet gül dikmeye bahçeme. Bahçemin içinden geçen patikanın sağına bir pembe gül, soluna bir kırmızı gül dikmiştim. Hala duruyorlar, bahçe küçüldü, güllerin köklerinin üzerine balkon yapmaya kalktılar annemler, yine de köklerinden doğup saçıldılar her yere. [Yazının devamı bağlantıda, resme veya başlığa tıklayıp okuyabilirsiniz.]

  • MeoFoto – Arılar Gibiyiz

    Pic.Source:

    Uzun zamandır kameram yanımda pek olmadığı için fotoğraf çekmiyordum. Ev değiştir, şehir değiştir, iş değiştir derken ancak görevden göreve koşturmakla geçiyor zaman. Geçenlerde makinemi elime aldığım gibi balkonuma ziyarete gelmiş bir bal arısını fotoğraflamıştım. Tek başına durunca önemsiz, minik bir doğa parçası gibi görünüyor, birçoklarının korktuğu, öldürüp atıverdiği önemsiz bir detay gibi. Peki öyle mi? [Yazımızın devamı için başlığa tıklayınız, keyifli okumalar.]

  • MeoFoto – Zerdaliler

    [caption id="attachment_1888" align="alignnone" width=""]Pic. Source: MeoEdebiyat – FotoBlog[/caption]

    Zerdalilerimiz vardı bizim, çocukluğumun kocaman eğlenceli dalları arasında çizilmiş kollarımla. Dünyanın en uzunu zannettiğim rahmetli dedeciğimin omuzlarında toplardım en olgunlarını.. [Kendi fotoğrafım ve yazım bağlantıdadır, iyi okumalar.]

  • Biraz Arı Biraz Kelebek

    [caption id="attachment_113" align="alignnone" width=""]Resim®: MeoEdebiyat - 2014Biraz Arı Biraz Kelebek, Bu Bahar Bize Yetecek![/caption]

    Biraz Arı Biraz Kelebek, Bu Bahar Bize Yetecek!
    -Meo

    Çok da önemli değil bazen soluyor olan doğanın ölüm çığlıkları, onlar aslında son rekatta secdeye düşen ruhsal aşkın son duaları. Çok şey gerektirmez hayat biraz sen, biraz ben. Varsa yanında meze niyetine dünyadan gözlerine yansıyan güzellikler, sarhoş olmaman için sebep artık yoktur. Biliyorum yapayanlış öğrettiler eskiler, sarhoşluk bütün kötülüklere analık etmiş diye, hiç kimse de dememiş ki en güzel sarhoşluk doğanın içindeki derin-temiz bir nefes dolusu oksijendir diye.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir