MeoEdebiyat - Kısa Öyküler Blog
MeoEdebiyat - Kısa Öyküler Blog Pic.Source: "It's Pouring BY TomTC @deviantart.com

MeoÖykü - Gönül Yanılması

Gönül Yanılması

  Ağır aksak dökülen yağmurun sesini duyamıyor olsa da kulağında sımsıkı gizlediği kendine özel müzikleri dinlerken bir akşamüzeri, gözleri seçebiliyordu yere düşen umutların parçalanıp kaldırımlara karıştığını ve alelacele parke taşların altına saklandığını. Gözünü bir anda alıveren bir manzara belirince ise dondu kaldı! Tekrar tekrar düşünüp neredeyse gözlerini ovuşturmaya çalıştığı anda yolun ortasında yanından geçenlere engel olmamak için yürümeyi denedi. Maalesef başaramadı.

  Gözünü alan görüntü ise yıllar öncesinden kalma, aklında kilitlediği birçok iyi-kötü anının taşıyıcısı, yaratıcısı ve sahibiydi o. Hatice'nin hiç konuşmadığı, dostlarından ve ailesinden, arkadaşlarından ve sevdiklerinden bile gizlediği birkaç günlük hevesle yaşadığı o büyük aşkın sahibi olan çocuk karşıdan yere baka baka yürüyerek geliyordu. Usulca kenara çekilerek öfkesiyle karışık heyecanından titremeye kalkışan bedenini nemli duvarlara yaslayıp kendini sakinleştirmeye çalışan Hatice derince içini çekti. Son çare olarak telefonuna sarılarak cebinde taşıdığı tek dostlarından birini hemen aradı! "Neredesin," sorusunu bitirmeden daha "N'oldu kız, sesin titriyor senin.." cevabı erkenden geldi. Hatice'nin çocukluk arkadaşı olan ve zamanında başından geçen en kötü zamanlarda yanında olan Melike bu durumun vahametini anlayabilecek kadar uzun süredir kendisiyle konuşmamıştı. "Onu gördüm, geliyor karşıdan..," derken uzun bir sessizlik oldu iki tarafta da, belki de iki can arkadaş da tüm başlarından geçen o kısa şokun döktüğü saç tellerini sayıyordu, sayım vardı ortadaki kısa kesintide, "ne yapayım, sence!" dedi Hatice. Hiç lafı uzatmayı düşünmeyen Melike, "Sakın bir şey yapma kardeşim, çok yakınım merkeze, eğer oradaysan n'olur olduğun yerde kal. Geliyor hemen" diyerek telefonu kapattı.

  Bu kısa zannettikleri istişare bitmeden kaldırımların kalabalığı arasından hızla gelen uzun boylu çocuk önünden geçmeye başlamıştı bile. Telefonunu çantasına yerleştirdiği anda kafasını kaldırıp şoka uğrayan Hatice, "Ahmet," diye kısık bir sesle çığlını atıp ağlamaya başladı. Bu sesin kaynağına çok yakın geçen genç adam aniden ve belirsiz bir şekilde gözünden yaşların süzülmeye başladığı kıza dönerek, "Hanımefendi, bir şeyiniz mi var? Nasıl yardımcı olabilirim. Bana seslendiniz ancak çıkartamadım," dedi; ülkenin en salakça tanıyamama fiili olan samimiyetsizlik çıkartmasını tamamlayarak. O anlarda yerinde sendeleyen Hatice'yi tutmasa düşeceğini de anlayan genç adam aniden genç hanımın elinden tuttu. Çok yakında bulunan bir iskemleye kızı yönlendirip, kısa bir çevre kontrolü yaptıktan sonra koşaradım büfeden bir şişe su ve rica minnet aldığı bir kolonya ile geriye döndü. 

  Melike de şehir merkezindeki tek işlek caddeye yakın olan evinden çıkmış sağına soluna baktığı anda Hatice'yi görebilmişti, hızla kadim dostuna yaklaşırken elinde kolonya ve suyla gelen genç adamı görünce dikkatini ona verdi. Hatice'nin anlattığı duruma çok benzer olsa da bu genç adam hiç de Ahmet'e benzemiyordu. Birlikte Hatice'nin yanına eğildiklerinde kısa bir "Merhaba, arkadaşınız mı?" sorusuna yanıt vermekte zorlandı. Hiç de durumunu daha da kaldırımlarda dedikoduya çevirmeden, "Dilerseniz arkadaşımı şuradaki kafeye götürelim, bir çay ısmarlayayım size de. Sizinle ilgili bir durum değil, yalnızca benzetmiş sanırım arkadaşım birine sizi.." benzeri sıkılgan bir açıklama yaparken Hatice yaşlarını silip gerçek-dışı ama bu kez gerçek olan Ahmet'e baktı. Gerçekten o değildi, sanki ikiz kardeşi gibiydi. Ama o değildi.

  Sonradan, kısa bir çay ve özür sohbetinde, öğrendiklerine göre, Ahmet'in gerçekten kuzeni olan kişi Hatice'yle yaşanmışlığa sahip olan kişiydi Yurt dışından memleketine yıllar sonra ilk kez geldiğinde kendisiyle tanışmış ve ani bir ailevi sebepten ötürü binlerce kilometre uzaktaki gurbete geri dönmek zorunda kalmıştı. Hatta kuzenine Hatice'yi bulması için birkaç kez ricacı olmuştu geçtiğimiz yıllarda. Çünkü iletişim ve belirsizlik anlamında yaşadığı binlerce pişmanlık gurbette o çocuğun da yakasını bırakmamıştı. Her ne kadar öfkeyle ve hezimetle karışık Hatice ses etmediyse de birkaç hafta geçmeyecek ilk kez konuşacaklar, birkaç sene geçmeden yeniden görüşecekler, birkaç görüşme geçmeden de Hatice'nin yolunun aslında başka bir kıtada, başka bir yaşamda yeniden çizileceği belli olacaktı.

  Birçok aşk göz yanılması iken bazı aşklar gönül yanılsamasıydı; gerçeği mucizeye yakın olanlardan!

Meo - 2019
MeoEdebiyat - Kısa Öyküler Blog
'Mehmet Şentürk

Son DüzenlenmeCumartesi, 02 Kasım 2019 01:32
(2 oy)
Okunma 243 defa
Yorum ve görüşleriniz değerlidir. Facebook hesabınız ile yorum yapabilirsiniz.

Bu kategoriden diğerleri:

« MeoÖykü - Yasak Öpücükler

Yorum ekle

Güvenlik kodu Yenile

Giriş Yap

veya
x
Kayıt ol
x

veya
hesap oluştur