MeoEdebiyat - Denemeler Blogu
MeoEdebiyat - Denemeler Blogu Pic. Source: "Someone is calling" by Ririko @Deviantart.com

K.O.K 5 - Hiç Kimsenin Tanımadığı 'O' Kişi

  Birini tanıdık biz, hiç kimsenin tanımadığını zannettiğimiz. Biriyle tanıştığımıza o denli memnun olmuştuk ki, yaşam yeniden şekillenmiş anlam kazanmıştık sanki daha önce hiç kullanılmamış bir cümle gibi. Günlerce, binlerce kez söylenedurduk, dillere pelesenk, ezber olduk okunduk sözlü anlatılar gibi iki kişi arasında dilden dile, sonra ne oldu da unutulduk hiç kimse bilemedi…

  …

  “Ne kadar da güzel gülümsüyor değil mi?” sorusuna onaylayan bir cevap bekliyordun belki de. “Efendim dostum?” tepkisi en iğrenç tercihindi. Nasıl da göremezdi ki baksa ya, ne kadar parıltılı gözleri vardı, sanki sığ bir içdenizdi çocukluğun ve o gözler o denizde görebildiğin ilk renkli deniz taşlarıydı. İnciydi belki de? Görememek için kör olmak lazımdı Allah aşkına.

  “Şu kız kim lan?” diye hiç umursamazca sormuştun ilk hatırladın mı? Sen ne sanıyordun ki yüzüne bakamıyorsun diye kimsenin kızarmış yanaklarını fark etmeyeceğini mi, basit bir sokak ağzı ekledin diye o kaçamak soruna. “Vay hayırdır birader, sıkıntı var galiba” cevabını yediğinde ilk kez yaramazlık yapıp ceza olarak poposuna şaplak yemiş bir bebeğin şaşkınlığı vardı suratında kabul etmedin bir türlü. “Neyse ya boş ver haydi gidelim buradan” dediğin anda oraya park etmiş, şezlongunu sermiş, ilginçtir, gözlüklerini de takmış güzelce aşkın güneşinde bronzlaşma işine girişmiş büyüyen bir çocuk vardı aklının ortasında herkesler duydu, gördü de bir sen kabul etmemiştin o gün inatla. Hatırla. İyi hatırla.  

  Kaç gün geçmişti bir sonraki sağanağa kadar, çok iyi biliyordun o gün şimdilerde salla. Bu konularda bilmen gereken şu zaten; ne zaman birini, bir şeyleri sağa sola sallasan tek yaptığın çevrene biriktirmekti kendini hapsedeceğin kocaman duyguları, anıları, umutları. Sen salladıkça umursamazlık küreğini yüreğinin ortasına, kendine aşk adında kocaman bir mezar kazıyordun, hiç de değildin farkında. Gülümseme durduk yere, aynısını sen de yaptın zamanında, utanma, hatırla. Bir hafta bile olmamıştı daha, sen geçen yaz gördüğünü sanıyordun o afeti devranı, bir ömür geçmişti, sen yaşlanmıştın, olgunlaşmıştın bile hatta. O kadar uzunca sürdü ki senin içini kemiren o derin çukur, alev kor köz erimiş bir sevda deniziydi aklının çekirdeğinin birkaç mil yakınına kadar ruhunu kazdıkça vardığın son nokta. Ellerini utanarak cebine atıp sadece parmakların cebine girebilmek kaydıyla, koskoca alımlı bedenin hafif dünya ekseni gibi olunca titrek bir “Merhaba…” savurdun sana utangaç bir kıkırdaklıkla bakan o kıza, bizler unuttuk sanma. Hiç kimsenin tanımadığını sandığın yeni bir sen vardı aklının ortasında, sen kalbin çok hızlı atıyor o sıralarda diye aşk deyivermiştin buna. Meraklanma nice nesiller aynı hatayı yaptı aynı doğrultuda. Çok büyüdüm ben seneler geçti nereden bileceğim bu kadarını tamlamalarıyla kendini kandıranlardan olsan da, herkesin bildiği hiç kabullenmediği tarihlerdi o sıra. Dönüp geçmişte çocukluğuna bakınca, tek ve ilk hatırlamaya hatta yıl yıl kronolojisini çıkarmaya başladığın devirlerin ilk yüzyılıdır o merhaba, istersen aklını iyice bir kurcala oradan başlayacak senin de imparatorluğunun temellerinin atıldığı kendi ellerinle, kendi hayali küreğinle belki de 17inci yüzyıl miladından çok sonra.

  Bir de şu kız vardı bak nasıl da onaylıyor ‘Evet, evet biliyorum o çocuğu ben de’ dercesine yüzüne yerleşmiş geçmişin çizgileri, aman kırışmasınlar sonra dikkat hanım abla. O çocuk değildi o merhaba diye lafa giren, sen binlerce cümle kurmuştun yanındaki arkadaşına o merhaba gelirse ne yapacağın konusunda. Bilmiyordu ya tüm dünya sanki -birkaç arkadaşından ibaret zannederdin o sıra zira- bak aynen devam ediyor hala hiç kimsenin okumadığını bildiğimiz bir kitapta anlatıyorlar seni. Okuduğun, duyduğun, izlediğin, hissettiğin her ayrıntıda bu aradığın o ilk merhaba yok emin ol. O nedenle dökülüyor gözünden bir damla yaş sen ne kadar mutluyumcu olsan da. Birileri çok iyi biliyor bunu, çünkü hepimiz o kimsenin tanıyamadığını, bizler kadar yaşayamadığını, bizler kadar yarım bırakmadığını düşündüğümüz eski zamandan geldik, şu tesadüfe baksana…

  Şimdilerde gizlediğiniz o kadınla, o erkek çok uzaklarda. Başkalarında. Başkalaşım geçirmişler aynı sen sayıda başkaları gibi. Her birinin aklında sımsıkı sakladığı bir hata, bir yanılsama, büyük bir yansıma, ne zamanlar dönüp aynalara baksa her seferinde gördüğü hatırların yükseklerde kar kış soğukta yürekleri yaşlılık ovalarında.

  Mühim olan, burada vurgulanan değil ki onları senin kaybedişin veya tam aksi bir durumda. Burada anlatılan aynı masalın ilk gerçekle öpüştüğü basit bir avuntu, hatırla. Anlatılacak çok şey var da, anlatmaya lüzum yok dönüp geçmişine bakıver oradadır hala, aynı içtenliğiyle sana “Keşke…” diyordur inatla. Geçti artık salla! 

Meo - 2013
MeoEdebiyat Denemeler Blogu
Denemeler Serisi
'Kimsenin Okumayacağı Kitap'

<< Kimsenin Okumayacağı Kitap - Denemeler Blogu Ana Sayfa >>

Son DüzenlenmePerşembe, 06 Ekim 2016 16:11
(1 Oyla)
Okunma 1071 defa

Yorum ekle

Güvenlik kodu Yenile

Giriş Yap

Use Facebook account

Kayıt ol

Use Facebook account


hesap oluştur