Sözde Düşünceler - Özlemler
Sözde Düşünceler - Özlemler "Longing." by VarshaVijayan @Deviantart.com

S.D. 2 - Özlemler

 

     Genel itibariyle hangi kavramı özlediğimizi, bilemeden, belki de sadece özlemenin kendisine atfen bir şeylerin içerimizde kurduğu korku imparatorluğunda umutla yarın için yaşayan hasta ve yorgun köylülerdik. Hayatın bizlere verdiği üstünkörü zorunluluklardan dert yanmanın ciğerlerimizi yakan özlemler olduğunu farzı misal ettik ne zaman yüreklerde umutsuzluğun ve eninde sonunda biteceklerin kimyasal tortuları birikse! Biz ne kadar mutlu olduysak yaşayamadıklarımızla, bir o kadar mutsuz olabilirdik yaşanmamışlıklarımızın ardına çekilip yine saklanıp seslerin köşelerine korkmuş çocuklarca.

     Özlem denen bu zarif yanılgının en kötü yanı elbette ki bu değildi. Daha beteri vardı. Bizler mesafelerde olanlarımızı özlemekten ziyade bir adım ileriye gidip tuttuğumuz elleri özledik, öptüğümüz dudakları hem de öperken bile, sardığımız insanları insandan öte saydıklarımızı bile özler hale geldik. Özlemek artık sadece kavuşulmayan nehir ağızları değil en debili aşk akıntılarının ufacık anaforlarındaki her bir ayrıntıya takılıp günlerce, gecelerce, saatlerce kuru dallarımızın kırılganlığıyla dönüp durarak kendi içinde yüzdüğümüz sevda akıntılarını bile özledik. Deniz denen şey hayalken bizlere bizler içerisinde nefes aldığımız suları özledik, karaya vurmuş şekilde. Bu kadar ıslanmaya bile gerek yoktu, bizler o kadar alışmıştık ki yaşayamamaya yaşar olmayı özlerdik en basit haliyle. Birisi ‘Merhaba’ derse, ikincisini desin diye özlerdik. İkincisini söylese, daha içten söylemesini bekler daha derinden olanını özlerdik. Vahşi bir yayılma içerisinde sarmaşık ilişkiler içerisinde hapsolup hiç bilinmeyen o yeşil doğamızı özlerdik kabuklarımızı kırmak yerine, bir taze tohum varken hep içimizde başkaları yağmur olsun istedik.

     Doğarken ölmeyi özlerdik biz. Ölesiye kadar umutla daha güzel bir insansızlık içerisinde cennetlerden kendimize en uygununu çağına ayak uydurup adım adım takip ederdik.

    Hissederken hissizliği,
    Severken nefreti,
    Yürürken durmayı,
    Durduğumuzda koşmayı,
    Olup olmadıklarımızı özlerdik.

     Olduklarımız bizlere asla yetmez, hep olamadıklarımızı özler, olanlarımızı mahveder, olamadık bir türlü diye iç geçirir, kendimizden geçer ve en sonunda hiç olmayacaklardan birini oldubittiye getirip yine eski olamayışlarımızı özlerdik.

Çok uzun soluklu bu hayat yolunda, binlerce ayrı nefesten çıkan milyonlarca ayrı ses içerisinde tek özlemin bizimkiler olduğunu baz alarak herkesin özlemlerini ezer geçer, sadece özlenmesi gerekenin bizler olduğunu savunup bunun uğruna türlü savaşlara girerdik. Biraz melodik gelse bize insanlar, bir şarkıyla onları özdeşleştirir, binlerce kez dinler-bıkar ardından zaman zaman kulağımıza değdikçe titrerdik özlemlerimizden. Sahip olduğumuz tüm potansiyellerimizi özler, sahip olamadıklarımızı bizim olması gereken özellikler zannederdik. Çok büyüdük dedik senelerce, hala bir başkasının oyuncağıydı en iyisi, en güzeli, en özeli, en çok özleneni. Binlerce oyuncak parçalayıp, bir tane bir saniyeliğine dokunduğumuz o başkasınınkine, o başkalaşan değerlere türlü gıptalar yükleyip mutsuz derdik kendimize o büyük, kimsenin anlamadığını düşünüp, kimsenin de çözemeyeceğinden emin olduğumuz yapay özlemlerimizle eziyet etmeye bayılırdık…

 “ÖZLEMLER”       
26 Ocak 2013 Cumartesi

Son DüzenlenmePazartesi, 03 Ekim 2016 02:08
(1 Oyla)
Okunma 1700 defa

Bu kategoriden diğerleri:

« S.D. 1 - Kavramlar S.D. 3 - Tabular »

Yorum ekle

Güvenlik kodu Yenile

Giriş Yap

Use Facebook account

Kayıt ol

Use Facebook account


hesap oluştur